ANASAYFA‎ > ‎Bozkır Merkez‎ > ‎Bozkır Bilgileri‎ > ‎

Türküler

 

Bazen içlidir Bozkır Türküleri.
İlhamlanmış ozanlarımızın sazlarında dillenen, Türkçe’mizin duruluğu, sadeliği ve anlaşılırlığı ile söylediğimiz “Dere Boyu”ndaki gibi içli ve hüzünlüdür Bozkır Türküleri...
Bazen de hareketlendirir insanı Bozkır Türküleri. Saz ustalarımızın maharetli ellerinden çıkıp yayla havası gibi içimizi ferahlatan, insanı kıpır kıpır oynatan ezgileri ile tahta kaşıkları kaptığımız zaman su gibi terler akıttıran, belki bilerek belki de bilmeyerek ayaklarımızı uyduruverdiğimiz “Arslan Mustafa“Müslümeli,“Hele Heleli baş döndüren müthiş figürlerin sergilenmesine sebep olan Bozkır Türküleri...
Bozkır Türküleri konusunda Çağlayan Kasabası’nda ilerleyen yaşına rağmen hayatını kimseye muhtaç olmadan sürdürmeye çalışan Bozkır Türkü Üstadı Ali SANDAL’dan alınan bilgiler aşağıda sunulmuştur:


Bozkır Çağlayanlı Keman Üstadı Ali SANDAL (2002)

“ Ben 1339 tarihinde (R), yani 1923 (M) yılında Çağlayan Kasabası’nda doğmuşum. Yani Türkiye Cumhuriyeti ile aynı yaştayım. Çocukken, iyi türkü söylerdim. Evde, bağda, bahçede bildiğim türküleri güzel bir şekilde söylemeye çalışırdım. Sesimin güzel olduğunu duyanlar, bilenler eskiden bizim Çat’ta (Çat: Çağlayan Kasabası’nın eski adıdır) Musa’nın Kahvesi’ne çağırırlardı. Bu kahvede saz, ud, bağlama ve keman çalarlardı. Sesim iyi olduğu için beni de çağırtıp türkü söylettirirlerdi. Türkülerim çok beğenilirdi. Bizim bu Çat’ın insanı türküye, şarkıya çok düşkündür. Bu arada bende enstrüman çalma isteği de hasıl oldu. Zaten bizim burada yaşayan insanların yüzde sekseni mutlaka saz çalmayı bilirler ki, bu özellik herhalde yaradılışımızda bizlere Allah’tan bağışlanıyor. 1938 yılında 2.5 liraya Akçapınarlı Yağır Ali denilen birisinden bir keman satın aldım. Kemanı kendi kendime öğrendim. Bu keman aletini boynuma yaslamaktan ziyade, Karadenizlilerin kemençeleri gibi çalmaya alışmışım. Ama her iki türlü de çalabilirim. Bu arada düğünlere gitmeye başladık. Ben, eskiden Bozkır, Dere, Çat, Yazdamı, Pınarcık, Meyre (Harmanpınar), Ahırlı gibi yerlerde Bozkır Folklor Ekibi ile düğünlere ve eğlencelere gittim. İyi hatırlarım 12.5 liraya düğüne giderdik ki, bu para çok büyük paraydı. Zaman böylece ilerleyip gidiyordu. Arada bir İstanbul’a giderdik. 1949 yılında İstanbul Hilton, Kervansaray, Tarabya, Taksim Kristal Gazinosu, Taksim Belediye Gazinosu ile nice gazinolarda ve lüks yerlerde Bozkır’ı, Bozkır Türküleri’ni ve Bozkır Halk Oyunları’nı tanıtmak için çalıştık. İyi bildiğim kadarıyla, 1949 yılında ekip ilk defa kuruldu. Akçapınarlı merhum Ahmet Çavuş’la “Konya Ekibi”adı ile bir ekip oluşturduk. Buna “Bozkır Ekibi”adını versek iyi olacakmış. Ekibin başkanı da rahmetli Ahmet Çavuş idi. Arslan Mustafa Türküsü’nü ben ortaya çıkardım. Yani ben bu Arslan Mustafa Türküsü’nün bütün Türkiye’ye yayılmasına vesile oldum. Bu türküyü kim yazdı bunu bilen yoktur. 1957 yılında İstanbul’da çalışırken Türkiye turnesine çıktık. Nida TÜFEKÇİ rahmetliye Bursa’nın Karacabey İlçesi’nde; Arslan Mustafa, Aksinne, Aksaray Develisi, Ustan da Kim idi Şeker Oğlan, Hele Hele ve Bülbül gibi türküleri repertuarına verdim. Bu türküler benim değildir. Bunun içinde Konya Türküleri de vardır. Ah! ben de bir nota bilgisi olsaydı, şimdi elli tane türkü bestelerdim. Nota bilgim olmadığı halde önceden bestelediğim “Dere Boyu Düz Olur” türküsünden ayrı olarak, şu anda beş altı beste yapabildim. Mahalli sanatçılar olarak bizlerin enstrüman çalmalarının farklılığı da, bizim nota bilgimizin olmayışındandır. 1950 yılında İstanbul Radyosu’nda bir seanslık bir program yaptık. Ben bu programda iki türkü söyledim. 1957 yılında İstanbul Sirkeci’de plaktan Ümit ŞENER diye bir bayan sanatçı, bu bizim Arslan Mustafa’yı söylüyordu. Şaşırdım ve heyecanlandım. Öyle ya İstanbul nere, Bozkır nere? Hemen orada kendimi tanıttım. Sen telif hakkı aldın mı? Diye sordular, ben de yok dedim. Gerçekten de o zaman telif hakkı nedir bilmiyordum. 1957 yılında tam 250 lira telif hakkı diye bir para aldım. Bu türküyü ben tanıttığım için radyolarda ve televizyonlarda Konya Bozkır dolaylarından Ali SANDAL’dan alınan Arslan Mustafa Türküsü diye anons edilmeye başlandı. Otuz sene Türkiye’nin dört bir yanında çalıp söyledim. Bildiğimiz kadarıyla kemanı yıllarca konuşturdum. Muzaffer SARISÖZEN’in başkanlığında, 1960 yılında Türkiye çapında yapılan festivalde on üç ekibin içinde benim çalıştırdığım Bozkır Ekibi birinci olmasına rağmen, kazandığımız altın madalyayı halen alamadık. Rahmetli Saatçi Şakir Dayı’nın oğlu merhum Mehmet Ali YILMAZ’ın ricasını kıramadım ve ilk kasetimi 1977 yılında doldurdum. Bu kaset tamamen Bozkır ve Konya türkülerinden müteşekkildir. Bozkır Ekibi Dereli Davulcu Ahmet’in ekip başı ile kurulmuştur.”


Bozkır Düğünleri Keman Üstadı Ali SANDAL Olmadan Yapılmazdı.
(Cevdet ve Nezahat ŞİRİN’in 1965 Yılındaki Düğünü’nden)


Üstad Ali Sandal’dan bu bilgiler alındıktan sonra tespiti yapılabilen Bozkır Türküleri, müzik alanındaki Bozkır’lı otoritelere ve Üstat Ali SANDAL’a danışılarak aşağıda sunulmuştur:

1-Arslan Mustafa:

Arslan Mustafa Türküsü Bozkır İlçesi ile özdeşleşmiş Türk Halk Müziği literatürüne geçmiş önemli bir türküdür. Sahibi belli olmayan bu türkünün makamı “Neva Uşak”tır.
Hey hey diye uyarıcı bir girişle başlanır. Hareketli bir türkü olan Arslan Mustafa, radyo ve televizyonlarda sıkça söylenmektedir. Bu türkümüzün Türk Halk Müziği Sanatçıları; Bedia AKARTÜRK, Şakir Öner GÜNHAN, Sümer EZGÜ, Gülşen KUTLU gibi isimlerin en güzel yorumlarıyla bütün Türkiye’de tanıtımı yapılmıştır. Yeni Türk Halk Müziği Sanatçıları’nın da repertuarlarında bu türkümüzün bulunduğu muhakkaktır. Sinema tarihimizin önemli eserlerinden olan Türkan ŞORAY’ın başrolünü oynadığı “Gramafon Avrat” isimli filmde bu türkümüz fon müziği olarak kullanılmıştır.

Türkümüzün sözleri şu şekildedir:


Hey hey.........................
Kenardan geçeyim aman aman,
Yol sizin olsun, bir danem aman,
Ağılar içeyim aman aman,
Bal sizin olsun gel gel aman.
Amanın gel gel, Arslan Mustafam gel,
Haydi gel gel, garip başlı yarim vay vay.

Hey hey ..........................
Dur diye diye de Mustafam,
Durdurdun beni aman,
Bir saçı leylaya vurdurdun beni aman,
Amanın gel gel, Arslan Mustafam gel,
Haydi gel gel, garip başlı yarim vay vay.

Hey hey ..........................
Bozkır dedikleri aman aman,
Şirin kasaba bir danem aman,
Severler güzeli aman aman,
Gelmez hesaba bir danem aman.
Amanın gel gel, Arslan Mustafam gel,
Haydi gel gel, garip başlı yarim vay vay.


Üstad Ali SANDAL ve Eşi.


2-Müslüme Gelin:

“Müslüme Gelin adlı türkünün güftesini, yani sözünü rahmetli öğretmen İsmet ÇİFTÇİ bulmuştur. Biz de Bozkır ekibi olarak ekip arkadaşlarımızla birlikte besteledik. Yani ortak, anonim bir çalışma yaptık. Türkünün üçüncü bölümünü veya üçüncü kıtasını Akçapınarlı merhum Çolak Hasan eklemiştir. Bozkırlı sanatçılar tarafından bu türkümüz kasetlerine hep alınmaktadır ”

Türkümüzün sözleri şu şekildedir:

Arabamın dingili,
Sok başına sümbülü.
Nidecen de zengini de Müslümem
Ara da bul deñgini.

Mest ettin de Müslüme Gelin mest ettin,
El oğlunu sen kendine dost ettin.

Bozgır’ ın çalısını,
Gırarlar yarısını,
Müslüme’yi görenler de vay eller,
Terk eder garısını,

Mest ettin de Müslüme Gelin mest ettin,
El oğlunu sen kendine dost ettin.

Bozgır’ın alt yanı Fart,*
Yukarı yanı da Çat,*
Gazaların içinde de Müslümem
En güzeli Sırısdat.*

Mest ettin de Müslüme Gelin mest ettin,
El oğlunu sen kendine dost ettin.

Fart :Yolören Köyümüzün eski adı.
Çat :Çağlayan Kasabası’nın eski adı.
Sırısdat :Bozkır İlçesi’ne eskiden verilen isim.


Bozkır Türküleri’ni Yıllardan Beri Söyleyen ve
Bunları Kasetlerle Çoğaltan Mahalli Sanatçımız
Akçapınarlı Abdurrahman Aslankaya

3-Hele Hele:

“Bu türkü bir Bozkır Türküsü’dür. Hele Hele bir kadın türküsüdür. Hangi kadından çıktığı belli değildir.”

Hele Hele Türküsü’nün sözleri şu şekildedir:

Hey hey...................
Damda bacaları da ay gelin,
Adam sanırdın hele hele he,
Seni sevmelere ay gelin.
Ben utanırdım hele hele he,

Ayşe Gelini sel aldı, hele hele he,
Bir yar sevdim el aldı, hele hele he,

Hey hey...................
Ufacık taşlarla da ay gelin,
Bina yapılmaz hele hele he,
Daha güççüksün de ay gelin.
Gahrın çekilmez hele hele he

Ayşe Gelini sel aldı, hele hele he,
Bir yar sevdim el aldı, hele hele he,

Hey hey.....................
Gökteki yıldızları da ay gelin,
Fener mi sandın Hele hele he.
Sevip sevip ayrılmayı,
Hüner mi sandın ? Hele hele he.

Ayşe Gelini sel aldı, hele hele he
Bir yar sevdim el aldı, hele hele he.


Bozkır Türküleri’nin Bulunduğu Bir Kasetin Kapak Fotoğrafı.


Bozkır ve Konya Türküleri’nin Bulunduğu Bir Kasetin Fotoğrafı.

4- Dere Boyu:

Dere Boyu Düz Olur Türküsü Bozkır Çağlayan Kasabası’ndan Keman Üstadı Ali SANDAL’a aittir. Bu türkünün notaya dökülmüş şekli Nida TÜFEKÇİ tarafından 1957 yılında yapılmıştır. Kendisi bu konuda bize şunları söylemiştir;
“Dere Boyu Düz Olur Türküsü benim kendi bestemdir. Bu türküyü bir gün gençlik vakitlerimde bahçeden eve gelirken besteledim. Ünlü Türkücü Ahmet SEZGİN bu türküyü bütün Türkiye’ye tanıttı. Bu türkümü, O’nun gibi söyleyen daha çıkmadı. O, bir başka söylemiştir benim türkümü. Bu türkünün notalara dökülmüş şeklinin altına 1957 yılında rahmetli Nida TÜFEKÇİ imzasını atmıştır. Sanki bu imza, benim türkümün tescil belgesidir.”


Güftesi ve Bestesi Üstad Ali SANDAL’a Ait “Dere Boyu Türküsü”nün Nida TÜFEKÇİ Tarafından 1957’de Notaya Dökülmüş Şekli

Dere Boyu Türküsü’nün sözleri şu şekildedir:
Dere boyu düz olur nazlı yar,
Güzel de çok naz olur bir danem,
Yadele gönül verme nazlı yar,
Eller duyar söz olur bir danem,

Dere boyu oyuktur nazlı yar.
Suları pek soğuktur bir danem,
Dilden dile gezersin nazlı yar.
Zaten adın büyüktür bir danem.

Dere boyu taşlıdır nazlı yar.
Ağlamış göz yaşlıdır bir danem
Vefasız yar sevenin nazlı yar,
Yaz ayları kışlıdır bir danem.

“Son zamanlarda beste diye çıkarılanların hiçbir sanat değeri yoktur. İnsanlar gelip geçicidir. Ben de gelip geçiciyim, unutulacağım. Ancak türküler kalıcıdır. Arslan Mustafa, Hele Hele, Müslüme Gelin, Ham Meyveyi Kopardılar Dalından, Dere Boyu Düz Olur gibi türküler unutulmaz ve kalıcıdır. “Ham Meyveyi Kopardılar Dalından Türküsü”, bizim Bozkır’ın türküsüdür. Bu türküyü rahmetli Ahmet Gazi AYHAN bizden duyup bütün Türkiye’ye tanıtmıştır.”

Arslan Mustafa,
Müslüme Gelin,
Hele Hele Türküleri:
Ölmez,
Bozkır Türküleridir!
Ali SANDAL
(Bozkır Çağlayanlı Keman Üstadı)

5-Süleğin Çimenine:

“Bu türküde yaylayı koklayabilir, yaylada gezebilir, yaylalarda insanların sevdalarını sezebilirsiniz. Bu bir yakımdır. Belki bir Yörük yakımıdır. Bu belli değil. Ama ne olursa olsun Dereli Adil Beğ ve Dereli Şıppıklı Mehmet Dayı’nın bu türküyü bir okuması vardı ki, kulaklarımızda ki hoşluğu halen durmaktadır.”

Türkünün sözleri aşağıdaki şekildedir.

Süleğin çimenine,
Otur sevdiğim otur.
Gönül kimi severse,
Güzelin hası o’dur.

Alıçlıdır gözel dağlar alıçlı,
Vardı gitti el oğluna garıştı.

Dikli daşın kinarı,
Üstünde gırdım narı,
Gırılası dillerim,
Küstürdüm nazlı yari.

Alıçlıdır gözel dağlar alıçlı,
Vardı gitti el oğluna garıştı.

Yukarıda yazılı olan türkülerimizin sözlerinden de anlaşılacağı üzere Bozkır İnsanı; içli, hisli, yarine ve namusuna tutkun, tabiat ve yayla hasretkârı, su hayranı, kısacası gönlü sevdalı bir insandır. Güzele, iyiye, doğruya aşıktır. Çirkinden, kötüden ve yanlıştan hiç hoşlanmamaktadır.




Comments